.

7/12/2009 - Kalender Bir Kardelen

Kategori: Siir

 

yaşamak şaşkınıyım, bağışla
rüzgârımı sakladım dünyadan
kırıldı yine kalbim
artık ne sen konuşturabilirsin
ne ben susturabilirim

yaşamak şaşkınıyım, bağışla
geçmişin karartma gecelerine inat
kardan bir yorgan çektim üzerime
kalender bir kardelen miyim şimdi ben
lekesiz beyaz uykulara gömülü

yaşamak şaşkınıyım, bağışla
tüm tanıklar beni ele verdi
hiçbiri söylemedi gerçeği
keşke korkudan olsaydı, anlardım
kuşkuya yenik düşmek olmasa

yaşamak şaşkınıyım, bağışla
siz bu denli mutsuz musunuz
kalmadı mı kimseniz
neden hep birbirine benziyor herkes
yorulmuyor musunuz bir aynaya
bakar gibi kendinizi görmekten


yaşamak şaşkınıyım, bağışla
kimsem kalmadı yalnızlığımdan başka


Tuğrul Asi Balkar

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/12/2009 - Sözün Bilmez Bazı Nadan Elinden ( Yol Aglar )

Kategori: Siir

Sözün bilmez bazı nadan elinden
Edep ağlar erkan ağlar yol ağlar
Bülbülün feryadı gonca gülünden
Gülşen ağlar bülbül ağlar gül ağlar

Eyiye hizmet et olasın eyi
Öter defler gibi sinemin neyi
Bu çarhın elinden el'aman deyi
Geda ağlar sultan ağlar kul ağlar

Her kaçan cuşedip çağlasa seller
Açılır laleler sümbüller güller
Davulbaz çalınır çalkanır göller
Şahin ağlar turna ağlar tel ağlar

Kamil olanların bellidir yeri
Yoluna koyarlar can ile seri
Hakkın didarını görelden beri
Gökler ağlar derya ağlar sel ağlar

Gevheri der sazın hem sözün üstüne
Armağan eyle gel canını dosta
Kimi abdal olmuş girmiştir posta
Hırka ağlar hem post ağlar çul ağlar
 

Gevheri

 

 

 

 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/12/2009 - Senin Bildiğin

Kategori: Siir

 

Sen bilirsin
Ne denizler dağlardan bu kadar yüksek
Ne sevinçler acılardan bu kadar ayrı
Daha önce dökülmesi yaprakların
Doğrudur
Yoksa neye benzer gül dönemi kiraz zamanı

Umutsuzluk bile ne güzel bilir misin
İkide bir umudu getirir karşımıza
Ölüm büyük bir saçmalık olurdu
Işık yüzlü bebekler doğmasa

Sen bilirsin
Ne denizler dağlardan bu kadar yüksek
Ne sevinçler acılardan bu kadar ayrı
Sen bilirsin
Ne ben senden iyice başka biriyim
Ne bu kuşlar göklerden başka bir şey

 

Afşar Timuçin

 

 

 


Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

28/11/2009 - Bir Hasret Mektubu

Kategori: Yasam__a Dair

 


Bilirim ki aşkın bahçesinden bir gül koklayan, şeyda bülbül olurmuş. Bilirim ki aşkın pınarından bir damla içen, ömrünce sarhoş gezermiş. Bilirim ki kavuşmak olmasa sevdalılar, ağlayı ağlayı kör olurmuş.




Biliyor musun, iki gözüm; bugün ayın kaçı? Hangi mevsimdeyiz? Bahar mı, kış mı, sonbahar mı, yaz mı; inan farkında değilim. Sıla ne yana düşer, gurbet ne yanda? Nerdeyim, nasılım? Bilmiyorum.

Derdim, kederim ne ? Biliyor musun yanıtını?... Neşemi, sevimcimi, yaşama gücümü yitirdim. O coşkulu, mutlu, umutlu günlerimi ne de çok özlüyorum. Öylesine bir özlem ki bu; ne sen sor, ne ben söyleyeyim. Sevdiklerim, özlediklerim ve bana dost olanların her biri başka bir yerde; hiç birine kavuşamıyorum.

Dalları fırtınada kopmuş bir ağaç gibiyiz iki gözüm. Her dalımız bir sınır boyunda, her yaprağımız bir ülkeye savrulmuş. Bir yanımız vizeli, bir yanımız kaçak. Çocukluğumu, ilk gençliğimi, geçmişimi, memleketimi velhasıl eskiye ait herşeyimi nasıl özlüyorum biliyor musun? Özümü özlüyorum, özümü.....Kendim olabilmeyi, sözümde durmak için verdiğim çabayı, kendime dürüst olmak için kendimle olan mücadelemi, özümle barışık yaşamayı özlüyorum. En iyi sen bilirsin, bir huyumu terk etmek için sarf ettiğim gayreti. Doğaya, insanlara, hayvanlara, çocuklara olan sevgimi, tutkumu ve yüreğimdeki ateşi, dimağımdaki tadı da en iyi sen bilirsin.

Zaman geçiyor, hayat geçiyor, ömrümde akşam çanları çalmaya başladı bile. İnsanın mutlulukları, heyecanları, hayatı, yaşadıkları geride kalıyor iki gözüm. Bizim gibileri yıllar geçtikçe daha bir duygusallaşıyor. Toplumların gittikçe bencilleştiği, duyarsızlaştığı dünyamızda olup bitenler beni hüzünlendiriyor. Acaba bu durumun bilincinde ve farkında olan çevremizde kaç insan var ? Binbir düşünce üşüşüyor beynime. Anılarla, özlemlerle boğuşmak beni yıpratıyor. İç acısıyla dolu, yaralı, bin yerinden vurgun yemiş bir gönülle acılara karşı umarsız olmaya çalışıyorum ama olmuyor. Belki bir gün son bulacak ufuklarda solar hüznümüz. Hala bir şeyler bekleyerek bulutsu bir sise gömülüyor her şey.

Şimdi ise, gülmek-ağlamak arası monoton bir hayatın girdabında kaldım. Üzerime ölü toprağı serpilmiş gibi. Silkinip çıkamıyorum. Gün ışığına, suya hasret bitkiler gibi tatsız ve tuzsuzum. İşte şimdi böyle bir insan oldum iki gözüm. Gayesiz ve huysuz . Evden sokağa her çıkışımda, penceremden dışarı her bakışımda, karabasan gibi çöken sis ve karanlık dokunuyor bana. Oysa ışık umut, umutsa hayat demektir. Ben mi o ışığı yitirdim, yoksa o ışık mı beni; bilmiyorum.

Nedense hep geçmişe bir özlem duygusu büyüyor içimde... İşte böyle iki gözüm. Hangi gündeyiz? Bugün ayın kaçı? Hangi mevsimdeyiz ? Bilmiyorum. Bilsem de, benim için artık hiç bir önemi yok..........

Uzun yıllar önce sevdamı yüreğime yükleyip geldiğim bu yabancı ülkede, koynunda volkanları taşıyan bir dağ gibi sustum. Suskunluğumu delicesine haykırmak isterken, içime ağuları akıttım ve öylece sustum. Kara bir diken gibi yuttum ve içime yığılıp öğlece kalakaldım. İçimdeki yangını, yüreğimdeki yarayı, gözlerimdeki damlayı sorma. Hasretlere dayayıp başımı, hüzünle geçip giden günlere, gecelere döndüm sırtımı iki gözüm. Yorgun, yetim ve yaralı. Gönlümün duvarına kocaman bir sevda resmi çizdim, bir de ateş yaktım ocağıma dağ gibi.Ki, okyanuslar söndüremez.

İnsanlar, var olalı beri kabullenmiş sevdayı. Herkes kendi sevdasının Mecnunu; kendi hasretinin delisi olmuş. Kendi hikayesini, kendi sevdasını en büyük sanmış ve saymış; büyütmüş yüreğinde dağ dağ. Sabır sabır beyninin gergefine işlemiş. Benim sevdam da benim için dünyanın en büyük, en kutsal sevdası....

Ben ki, sevdanın çöllerinde ayrılıkların en büyük hasretini çektim Leyla #65533;mın. Ferhat oldum dağları deldim. Kerem oldum yaktım kendimi. Pir Sultan oldum asıldım, Nesimi oldum yüzüldüm. Kavuşmak için gönlümü yollara düşürdüm. Horlandım, ezildim, hakaretlere, işkencelere maruz kaldım.

Yüreğimdeki yangını, gözlerimdeki hicranı sorma iki gözüm. Acılarımı kimsesizliğime yükleyip, uzayıp giden yollara düştüm. Yorgun, yetim ve yaralı. Aşık oldum, yaktım kendimi. İçimde bin yangınla çıktım yola. Sevgilime şiirler yazmak, şarkılar bestelemek, türküler yakmak en büyük ibadetimdi. Kavuşmak ise en inanılmaz hayalim.

Bilirim ki aşkın bahçesinden bir gül koklayan, şeyda bülbül olurmuş. Bilirim ki aşkın pınarından bir damla içen, ömrünce sarhoş gezermiş. Bilirim ki kavuşmak olmasa sevdalılar, ağlayı ağlayı kör olurmuş.

Aşk olmasa iki gözüm, içimde biriktirdiğim bu yangın olmasa, dolmasa iliklerime aşkın hasreti, bu yangın yüreğimi sarmasa, avuçlarımı yakmasa bu ateş, akar mı damarlarımdaki kan! Bir gün kavuşmak hayali olmasa, nasıl dayanılır bu yaşama, bu kimsesizliğe, bu gurbete, bu hasrete iki gözüm, nasıl?

 
Dokunma iki gözüm
sorma
ben kimim, adım ne, nereden geldim
kim açtı bu kahrolası çukuru yüreğimde
kimi sevdim, kime özlemim
kaç yıl sevda doldu iliklerime
kaç yıl eksildim.

Tut ki, bir pınarım suyu kesik
akamadım nazlı nehirlere tut ki,
tut ki, susturulmuş binlerce türkü
bastırılmış binlerce acıyım
baştanbaşa aşk, acı ve ateş

Say ki, küle gömülmüş bir sevdadan
düşleri islenmiş bir gecenin acısı damlıyor gözlerime
hasreti yaraya dönmüş bir ayrılığın sancısı kanıyor içimde

Uzun bir zaman eveldi
toplayıp suskularımı denizlere fırlattım
yalnız balıklar görsün
yalnız balıklar öpsün diye gözyaşlarımı

Sorma ben kimim, adım ne , nereden geldim
nasıl düştüm bu kahrolası kaldırım taşlarına
hangi anılar, acılar, ihanetler geçti üzerimden

Düşlerime hüzünler el koydu
deli rüzgarların öfkesinde savruldu bahçelerim
güllerim bir ihanetin girdabında kavruldu
bütün sevdiklerimden ayrıyım şimdi
bütün sevenlerim kırgın
iflah olmam ben iki gözüm, iflah olmam
düşmüş içime bir kez bu sevda sızısı
bağışlamaz beni artık hiç bir hatıra

Say ki, incinmiş bir gülüş
gecikmiş bir düşüm
bir ateşin çemberinde
yarım kalmış sevinçler kanayan
tut ki, kar altında sevincim
bütün mevsimlere küsüm


Kanadı kırık bir serçeyim tut ki
dağlarda koparılmış kınalı bir çiçek
ateşin zulmünü gördüm
suyun ihanetini
baştanbaşa aşk
baştanbaşa hasret
susturulmuş milyonlarca türküyüm
gerisini ne sen sor, ne ben söyleyim

Dokunma iki gözüm
sorma
ben kimim, adım ne, nereden geldim, yaşım kaç
yaşamak neyin karşılığıdır, ölmek neyin
nasıl unutulur ölümsüz bir aşkın hazin öyküsü
kaç mevsim gözlerimi ardından bırakıp gitti
yıkılmış bir duvar
kapısına kilit vurulmuş bir ev say beni
Say ki, dudaklarda üşüyen bir şiir,
yatağı kurumuş bir nehirim
suskun, susuz, mısra mısra yalnızlığı kanayan

Sorma ben kimim, adım ne
vurulmuş bir ceylanın yarasında
yalvaran bir ananın gözlerinde gör beni

Sorma
bir sarı çiçek
bir sarmaşık belki
çözer dilini yüreğimin

Upuzun yolların düğümlediği
ihanetlerin kilitlediği....


Nuri CAN

 

 

http://www.nurican.com


Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

27/11/2009 - ..

Kategori: Bir Dilim Soz

 

 

" and now maybe too late to say too late for everything "

 

 


 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->
* / * / * / * / * / * / * / * / * / *

Video İzle


Online Sayaç

Hakkımda

* / * / * / * / * / * / * / * / * / *
* / * / * / * / * / * / * / * / * / *
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
* / * / * / * / * / * / * / * / * / *
* / * / * / * / * / * / * / * / * / *

Kategoriler

Muzik Dinleyelim